
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti’nin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin iç ve dış politikada, ayrıca bölgesel gelişmeler açısından hassas bir süreçten geçtiğini belirterek siyasette artan kutuplaşmaya dikkat çekti. Erdoğan, muhalefetin tutumunu eleştirerek son üç haftada büyük hayal kırıklığı yaşadıklarını söyledi.
'Türkiye’nin yeni bir siyaset diline ihtiyacı var'
Siyasette kutuplaşmanın tehlikelerine daha önce de dikkat çektiklerini ifade eden Erdoğan, yeni yasama yılının açılış konuşmasında da konuya kapsamlı biçimde değindiğini hatırlattı.
Türkiye’nin içinde bulunduğu bölgesel koşullar nedeniyle yeni bir siyaset tarzına ve yeni bir siyaset diline ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Erdoğan, siyasetin millete hizmet etme yarışından çıkarılarak dost-düşman ayrımına indirgenmesinin hem demokrasi hem de toplumsal barış ve huzur açısından tehdit oluşturduğunu dile getirdi.
Erdoğan, tüm siyasi partilere çağrıda bulunarak milletin ve ülkenin çıkarlarının söz konusu olduğu durumlarda siyasi rekabetin bir kenara bırakılması ve ortak noktaların artırılması gerektiğini ifade etti.
'Muhalefetin böyle bir hassasiyeti yok'
Yaptığı çağrıya rağmen son üç haftada hayal kırıklığı yaşadıklarını belirten Erdoğan, muhalefetteki bazı aktörlerin bu konuda gerekli hassasiyeti göstermediğini savundu.
Dünyada ve bölgede yaşanan gelişmelerin yeterince takip edilmediğini öne süren Erdoğan, Türkiye'ye yönelik örtülü operasyonlar ve toplumsal mühendislik projeleri konusunda da muhalefetin habersiz olduğunu ileri sürdü.
Muhalefetin kendi dar kadro çıkarları dışında kalan konulara ilgisiz kaldığını söyleyen Erdoğan, ülkenin sorunlarına yönelik bir plan, program veya çözüm önerisi ortaya konulmadığını ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
'Biliyorsunuz bir süredir hemen her konuşmamızda siyasette artan kutuplaşmanın tehlikelerine dikkat çekiyoruz. Yeni yasama yılı açış hitabımızda da buna etraflıca değindik. İçinde bulunduğumuz bölgesel konjonktürde Türkiye'nin yeni bir siyaset tarzına, yeni bir siyaset diline ihtiyacı olduğunu özellikle belirttik. Siyaseti millete daha iyi hizmet etme yarışı olmaktan çıkarıp, dost-düşman ikiliğine hapsetmenin sadece demokrasimiz için değil, toplumsal barış ve huzurumuz için de tehdit oluşturduğunu ifade ettik. Bununla kalmayıp bir de iyi niyetli bir çağrı yaptık. Rakiplerimiz dahil tüm siyasi partileri söz konusu milletin ve memleketin menfaatleri olduğunda siyaset kurumu olarak savaş baltalarını bir yana bırakıp müştereklerimizi çoğaltmaya davet ettik. Türkiye merkezli siyaset gütmenin bilhassa bu dönemde ülkemiz açısından ihtiyaçtan öte milli bir görev olduğunun altını çizdik.
Ancak son 3 haftada büyük bir hayal kırıklığı yaşadık. Teessüfle belirtmek isterim ki muhalefetin bazı aktörlerinin ne böyle bir hassasiyeti ne de böyle bir gündemi var. Dünyayı ve bölgemizi hiç takip etmedikleri gibi Türkiye'ye yönelik örtülü operasyonlardan, toplumsal mühendislik projelerinden de habersizler. Kendi dar kadro çıkarları dışında her şeye gözlerini ve kulaklarını kapatmış durumdalar. Plan deseniz yok, program deseniz yok, ülkenin sorunlarına çözüm önerisi deseniz yok. Siyasette nezaketi koruyalım deseniz maalesef o da yok.'
